-Süreç nasıl başladı?

Aslında süreç 2018 Mayıs’ında Rektörlük ve KYK tarafından imzalanan protokolle başladı demek doğru olacaktır. Bundan sonra öğretim elemanlarının basın açıklaması ve forum düzenleme çalışmaları oldu ama asıl farkındalık sanırım 15 Mayıs 2019 tarihinde, okula telleme çalışmaları için geldiklerinde direklerin konumlandırılmasıyla başladı denilebilir. O günden bugüne geçen 39 gün…

-Kamp kurma eylemine nasıl ve ne zaman karar verildi?

Kamp kurma eylemi 15 Mayıs’ta işçilerin kampüse adım attığı ilk gün başladı. Okuldaki boykot gününde girilmesine rağmen durumu fark eden birkaç arkadaşımızın bir çadırla başlattığı eylem bugüne kadar geldi. 40 dönümlük bir arazinin talan edilecek olması ve bunun KYK adı altında yapılacak olması böyle bir eylemin başlamasına sebebiyet vermiştir. Çünkü yurt yapmak için diğer canlılar için yurtsuzlaştırma yapamazsınız.

-Destek veren kişi/topluluk/dernek/kuruluşlar kimlerdi?

Destek veren kişiler öncelikle daha çok gözlerinin önünde olmamız nedeniyle lojmanlarda yaşayan hocalarımız ve batı yurtlarına yakın bir bölgede olmamız sebebiyle orada konaklayan arkadaşlarımız oldu. Sosyal medya aracılığı ile ulaşabildiğimiz birçok kişi de destek verdi.

Dernekler olarak da en başta Mezunlar Derneği ve Öğretim Elemanları Derneği’ni sayabilirim.Kuruluşlar olarak da Eğitim-Sen, Kır-Çev, Alakır Nehri Kardeşliği, Mimarlar Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Tabipler Odası, Disk-İş gibi daha uzunca gidilebilecek bir liste yapabilirim. Ayrıca birçok partiden milletvekilleri de destekledi. Yayınlanmış olan bildiri 80 küsür topluluğun imzasını altında taşımaktadır.

Kavaklık Forumu

-Kamp kurulduktan sonraki süreç nasıl ilerledi? Yetkililerle hiç iletişime geçildi mi? Rektörlüğün tavrı nasıldı?

ODTÜ yönetiminden Rektör yardımcıları ve danışmanlarının kavaklığa geldiği bir toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantının 10 Mayıs’tan beri ilk kez yönetimle karşı karşıya kalınan ilk toplantı olması sebebiyle yönetimsel tavırları ve kavaklık hakkındaki çalışmalarını sorgulamamıza dair geçti. Yapılan konuşmalar burada herhangi bir tür sayım etkinliğinin yapılmadığını kanıtlar nitelikteydi. Maillerde bizlere iddia edildiği gibi 300-400 kavak ağacı olmadığını burada ormanlaşmaya başlamış bir popülasyonun olduğunu söylediğimizde “zaten kavaklar kesilmek için ekilir” gibi söylemleri oldu. Burada olan kuş türlerinden, endemik bitkilerden haberleri olmadığı aşikardı ve bizleri ikna etme çabasıyla geldikleri toplantıdan ne kadar kararlı olduğumuzu gördükten sonra bozguna uğrayarak gittiler. Ayrıca buraya bir polis baskının olmayacağının garantisini verebilir misiniz dediğimizde suskunluklarını koruyup hatalarından ders almadıklarını tekrar kanıtladılar.

Bunun yanı sıra Rektör ile mezuniyet öncesinde görüşme yapmak istediğimize dair bir dilekçe ilettik. Bu dilekçenin takibini yaptığımızda dilekçeniz Rektörlükte cevaplanmayı bekliyor cevabını aldık.

Genel hizmet birimlerinde gözlemlediğimiz olaylarda ise herkes “benden şu istendi ben yaptım” şeklinde cevap veriyor. Kampüs planlamasında sorumlu biriyle konuştuğumuzda kendisinden 40 dönüm arazi istendiği ve bu araziden başka kırk dönüm arazi olmadığı için buradan başka uygun bir yer olmadığı iddia edildi. Yurtlar müdürlüğü ve bağlı bulunduğu daireyle aldığımız toplantılarda da hem ekolojik hem de sosyolojik kaygılarımızdan bahsettik fakat toplantı sonucunda tarafımıza yalan beyanatlarda bulunuldu.


Bu toplantıda “125 milyon lirayı toplama gücümüz yok” gibi bir söylemleri oldu ve Kavaklık İnisiyatifi olarak bizim hiçbir yurdumuzda konferans salonları, yemekhaneler olmadığını ve de Demiraylar’daki kalma kapasitesi 1300’e yakınken, 2 bina ile bu sağlayabiliyorken 9 tane bina dikilmesi ve bunun peyzaj çalışması ile bu rakama çekildiğini söylediğimizde sessiz kalınmıştır. Toplantıda tarafımıza iletilen bir diğer gündem maddesi ise yurtlarda yer olmadığı için ve geçici yerleştirmeler tamamlanamadığı için Ankara ikametgahlı insanları yurtlara yerleştiremediklerinden bahsettiler ama yaptığımız bir sosyal medya paylaşımı ile bunun da yalan olduğunu öğrenmiş olduk.


Bunlara ek olarak 2018 faaliyet raporlarına bakıldığında ;

Bizlere iddia edildiği gibi başvurularla yapılan yerleştirmeler arasında 2000’e yaklaşan bir rakam değil 641 kişilik bir açık kalmaktadır.

Tekrar bu faaliyet raporuna bakıldığında ODTÜ Ankara yerleşkesi için  uygulanması gereken Mekânsal Strateji ve Tasarım Kılavuzu’na zıtlıklar oluşturan bir protokolün imzalandığı senede bu açıdan nasıl başarılı olunduğu konusunda kamuoyu bilgilendirilmelidir.

Ve tekrar bu faaliyet raporundan alınmış olan bir tablo ile devam edecek olursak;

39. satırın hedeflenen ve gerçekleştirilen çalışmalar açısından boş bırakılmasının sebebi yerleşkenin doğal yapısına tehdit oluşturan bir protokolün imzalanması mıdır? Yine, 40. satırda bulunan kamuoyunun yerleşkenin ekolojik ve biyoçeşitliliğinin farkındalığı çalışması da boş bırakılmıştır. İçerisinde 2800’e yakın kavak ağacını, 29 ağaç ve çalı türünü, 75 otsu bitkiyi, 1 endemik bitkiyi, 1 nadir orkide türünü ve de binlerce hayvanı barındıran bir korunun fark edilmemiş olması, bununla birlikte ekolojik değerlerin araştırılması için planlanan 1 milyon TL’lik bütçenin 2 katının harcanması düşündürücüdür.

-Çalışan/çalışacak işçilerin konu hakkındaki tutumu nasıldı?

Telleme çalışmaları için gelen işçilerle muhabbetimiz gayet samimiydi ve işçilerle bir sıkıntımız olmadığı için karşılıklı olarak iyi bir tutum içindeydik. Bugüne kadar bir şey olmadı.

-İç hizmetlerin tutumu nasıldı?

İç hizmetler günde birçok defa alanı kontrole geliyor ve sıklıkla izinsiz fotoğraflarımızı çekmek gibi çadırlarımızın ve günlük toplantı kararlarımızı yazdığımız tahtanın fotoğrafını çekmeye çalıştılar. Bugüne kadar hep püskürttük. İzinsiz fotoğraf almak gibi haklarının olmadığı hatırlatmak için küçük sürtüşmeler yaşadık.

-Sayınızı nasıl sabit tutmaya çalışıyorsunuz?

Bu başlangıçtan beri dikkat etmeye çalıştığımız ve ona göre ekipman oluşturmaya çalıştığımız bir konu. Zorlu bir sürece denk geldi direnişimiz. Önce finaller ve sonrasında bayram, tatil ve seçim derken zorlandık ama hep bunu gözeterek gerekirse ‘o 5 gün yok ben buradayım sıkıntı yok’ şeklinde daha da kalabalıklaşarak devam ettik. Bir de insan oranın bir parçası olduğunu ve doğanın güzelliğini hissedince fiziken orada olmasa da ruhen kavaklıkta kalıyorsun.


-Sesinizi daha iyi duyurmak için eylemin kamp kurmak dışında bir sonraki adımı var mı?

Aslında bu son günlerde sıklıkla konuştuğumuz bir konu ama önümüze engeller oluşturabileceklerini düşündüğümden paylaşmak istemediğim bilgileri içerebilir. Ama daha görünür olmak en büyük sorunlarımızdan biri haline geldi. 20.000 öğrencisi, yüz binlerce mezunu, yüzlerce emekçisi olan bir okulda eksiğiz. Bizim de bu yönde çalışmalarımız olacak.

-Etkinlik yapan topluluklar ve etkinlikleri nelerdir?

Kavaklığı daha görünür kılabilmek için olabildiğince finallerin sonuna doğru 31 Mayıs’ta kavaklıkta bir şenlik düzenledik ve buna topluluklardan katılanlar oldu. EDT’den arkadaşlarımız bizlere queer cha-cha atölyesi yaptı. Kuş Gözlem Topluluğu ile gözlem yapıldı. Çevre Topluluğu da geleneksel olarak düzenlediği Uçurtma Şenliği’ni kavaklıkta düzenledi. Amatör Astronomi Topluluğu ile de gözlem yapacaktık ama hava muhalefeti sebebiyle gerçekleştiremedik.


-KYK yurdu inşaatının istenmemesinin nedenleri veya olası felaketler nelerdir?

Buna sayfalarca neden yazabilirim gerçekten.

·        İnşaatın yapılması planlanan yerde 40 dönüm ormanın talan edilmesine sebebiyet verecek ama bu demek değil ki çorak bir araziye KYK yapılsın.

·        Okulda alışılageldiği gibi tek bir yere bağlı yönetimi olan yurtlarımız artık çift başlılık gösterecek ve bu iki yönetimin kontrolü altındaki yurtlarda farklı kriterlere göre yerleştirme yapılacaktır.

·        İnsanların bu yurtlara mahkûm edilmesinden korkuyoruz. Sırf daha ekonomik diye üniversiteyi yeni kazanmış öğrencilerin maddi kaygılar sebebiyle bu yurtlara yerleşmesinden ve ODTÜ kültürü ile taban tabana zıt olan bu yurtlarda barınmasından kaynaklı okulunu yanlış tanınmasından endişelenmekteyiz.

·        Yürütülen sosyal faaliyetler incelendiğinde KYK yurtlarının bir üniversitenin sahip olması gereken laik yapıyı zedeleyecek etkinlikler düzenlenmesi.

·        Yurtlarda kalan öğrencilerin herhangi bir kanıt sunmadan burs kesintisi ve yurttan atılmak gibi yaptırımları olan olaylar yaşaması.

·        Evliliğe hazırlık okulu gibi, bir üniversitenin duruşunu zedeleyebilecek etkinlikler düzenleniyor olabilmesi ve katılım zorunluluğu koyulması.

·        Emniyet güçlerinin bu yurdu bahane ederek içeriye daha rahat girmesi.

·        Sağlıksız yapılaşmadan kaynaklı depremlerde çöken çatı emsalleri.

·        Çeşitli dini vakıflara yardım etmesi ve gene bu tarz vakıflara yurtları devretmeleri.

·        2016 Temmuz’undan beri cemaat yurtlarının kapatılması için çaba gösteren devletin kendi teşkilatlanmalarını oluşturmaya çalışması kaygısı.

·        49 yılın çok uzun bir süreç olması ve beklenen sıkıntıların öngörülememesi.

·        Başka üniversitelerde emsallerinin bulunduğu üzere, KYK yönetimleri diğer yurtların yönetimlerini devralmak istemesi.

·        Yapılması planlanan yurtta bulunan 3000 kişi kapasiteli konferans salonun çeşitli etkinlikler için kiraya verilmesi ve bunun kampüs güvenliğini etkilemesi.

·        LGBTİ+ bireylere karşı düşmanca tavırlar sergilenmesi, trans bireylerin yurttan atılması örnekleri.

– Neden  ‘ Truva Atı’ diye nitelendiriliyor?

Yapılacak en ufak bir protokol değişikliği ile ODTÜ dışından insanları bu yurtlara yerleştirmelerinden kaygılandığımız için bu şekilde nitelendiriyoruz. ODTÜ tarihi Hasan Tan döneminde bunun yemekhane işçisi versiyonu yaşamıştır ve yapılması planlanan bu yurtların öğrenci seçim kriterleri ve işçi seçim kriterleri ne yönde olacak bilmiyoruz. ODTÜ üzerinde yıllardır kurulmaya çalışılan baskı ortamını kurmayı kolaylaştıracak bir yurt olması gibi endişelerimizden dolayı bu şekilde nitelendiriyoruz.

-Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Son olarak eklemek istediğim bizler burada herkesin ormanını ve haklarını savunurken bu kadar yalnız bırakılmamalıyız. Bir imza formu açıldı ve ulaşılabilecek her yerden bunun paylaşımları devam etmesine rağmen bin tane öğrenci imzası yok bunun içinde. Lütfen kavaklığa gelin ve buraya destek olun. ODTÜ bizim ve bunu hep beraber korumalıyız. Biz Kavaklık İnisiyatifinden haberdar olmak için Facebook, Twitter ve Instagram’dan ODTÜ Savunulmalıdır’ı ve gene Facebook’tan Kavaklık Direniyor’u takip edebilirsiniz.


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here