Kurumlar; binalar, sayılar, tarihler ve başarılardan ibaret değildir. Binaları ve tarihleri anlamlı kılan dökülen terler, omuz omuza verilen mücadeleler, ilk gülümsemeden son gülümsemeye kadar var olan anılar; sevgi, bilim, sanat ve özgürlük adına çekilen acılar ve bunları kültürün parçası yapan asla unutulmayacak olan insanlardır.

Yoksa kim tahmin ederdi bundan 63 sene öncesinde, kurak topraklar üzerine inşa edilmesi planlanan bir okulun ‘memleket derdi’ ve ‘orman’ kelimelerini aynı anda barındırabileceğini? Kim tahmin ederdi Türkiye’ye karşı dahi silah olarak kullanılması planlanmış bu üniversitenin bu amaçları güdenlerin elinde patlayacağını ve hala patlamakta olduğunu? Kim tahmin ederdi Türkiye’den izole bir şekilde oluşturulmaya çalışılmış bu üniversitenin her türlü hak mücadelesinde ülkenin tam kalbinde yer alacağını ve hala almaya devam edeceğini?

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni ve kültürünü anlamak için aynı zamanda kurulduğu temelleri de anlamak gerekir. 1953 yılında UNESCO ve Türkiye Cumhuriyeti’nin fikir alışverişi ile birlikte şekillenmeye başlayan Orta Doğu Teknik Üniversitesi projesi, ilk başta bir mimarlık okulu olarak planlansa da zamanla tüm Orta Doğu ülkelerinden gelen 15 bin öğrenciyi eğitmeyi amaç edinen dünyadaki en iyi eğitim kurumlarından biri olma niyetine dönüşmüştür. O dönüşüm hikayesi ise çok ilginçtir ki şu şekilde oluyor: 1954 yılında Charles Abrahams BM uzmanı olarak Ankara’ya gelip incelemelerde bulunuyor. 2 aylık inceleme sonucunda Mimarcılık ve Şehircilik okulu kurulmasını tavsiye ediyor.

Hatta Charles Abrahams bir bakanlık yetkilisi ile yemek yerken Vecdi Diker muhabbetlerine kulak misafiri olup lafa atlıyor. Okulda farklı branşlara da yer verilmesinin öneminden bahsediyor. Her ne kadar Charles Abrahams ikna olmayıp karşı gelse de Vecdi Diker inanılmaz bir adam. Amerika Missouri Üniversitesi mezunu yüksek mühendis, Karayolları Genel Müdürlüğü kurucusu ve aynı zamanda ilk genel müdürü. İleride Boğaziçi Üniversitesi’nin kuruluşunda da büyük rol oynayacak olan Vecdi Diker, İdari İlimler dahil her türlü branş olması için müthiş bir mücadele örneği gösteriyor ve sonradan da Türkiye’ye 2 kere gelecek olan Harold Stassen’i Amerika’ya giderek büyük bir heves ve hayal gücü ile bu fikre ikna ediyor. Vecdi Diker’in hevesi ise şu anki adı The Times olan London Times gazetesinin 20 Ekim 1958 sayısında bile kendini gösteriyor.

Ancak bu dönemde ABD üniversite kurulmasında aktif rol oynamasına rağmen bir süreye kadar destek olmadığı gibi aynı zamanda BM kararlarına karşı da tavır takınarak destek verilmesine karşı çıkıyor. Bunun ardından,1955 yılında bu okulun açılması için BM ile bir anlaşma imzalanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ‘Orta Doğu Yüksek Teknoloji Enstitüsü’ adıyla, 1 Kasım 1956’da Başbakan Adnan Menderes, Vecdi Diker ve bir grup İTÜlü mühendis tarafından kuruluyor. Eğitim binası olarak ise Milli Müdafaa caddesindeki 3 katlı TBMM binası kullanılıyor.

Thomas Godfrey Dönemi (1956-1959)

1957 yılına gelindiğinde ise meclisten ve diğer üniversitelerden okulun Amerikan okulu olduğuna yönelik söylentiler ile birlikte İngilizce eğitime karşı tepkiler büyüyor. Çünkü okul, kapı önlerindeki tabelalar dahil her şeyi ile İngilizce hizmet veriyor. Dönemin üniversite üyeleri ‘Dersler yüzde yüz İngilizce mi?’, ‘Hocalar da mı İngilizce konuşuyor?’ veya ‘Sınavlar da mı İngilizce?’ gibi soruların dışında ‘Tabelalar da mı İngilizce?’ veya ‘Maaşlarınızı dolarla mı alıyorsunuz?’ gibi sorulara da maruz kalıyorlar tabii.

29 Ocak tarihinde ODTÜ yasasının teklifi tanıdık bir isim olan Stassen tarafından yapılıyor ve sonrasında rektörlük yapacak olan Woolrich tarafından meclise sunuluyor. Kanun yürürlüğe girmiş olsa bile İngilizce eğitime karşı tepki ve huzursuzluk yıllarca devam ediyor ve hatta sonradan açılan bölümlerle TBMM binasına sığamayan öğrenciler için arka tarafa barakalar yapıldığında ODTÜ ile ‘Baraka Üniversitesi’ diye dalga da geçiliyor. Sonradan da o dönem üniversite öğrencileri tarafından ‘Baraka Dönemi’ olarak adlandırılıyor ve günümüzde baraka kültürü hala devam ediyor. Aynı zamanda daha önce görülmemiş terfi sistemine sahip, diğer Türk üniversiteleri ile asla uyuşmayan ve yabancı dilde eğitim veren bir üniversitenin varlığına verilen önem Ankara’da bir gerilime sebep oluyor.

 İlk zamanlarda ısıtma sistemi, ışığı ve hatta suyu bile olmayan bu barakalardan biri 1957 Şubat ayından itibaren ODTÜ’nün ilk bölümlerinden ikincisi olan Makine Mühendisliği’ne ev sahipliği yapıyor. Sonrasında ise aynı yıl İnşaat Mühendisliği bölümü kuruluyor. Ankara Palas Oteli’nde İsmet İnönü ile birlikte fotoğraf çektiren ve o tarihten 50 sene sonra ‘Bozkırı Yeşertenler’ belgeselinde de yer alan Tanvir Wasti, İnşaat Mühendisliği’nin kurulmasının ardından Makine Mühendisliği’ni bırakıyor ve İnşaat Mühendisliği bölümünün ilk mezunlarından biri oluyor. Böylece Tanvir Wasti aynı zamanda Makine Mühendisliği’ni tercih etmesinden dolayı okulu uzatan ilk öğrenci olma unvanını da böylece kazanmış oluyor.

2 Ekim 1957’de ise Yalıncak Köyü’nde, şimdiki Ankara yerleşkesinin olduğu Aşağı Balgat diye isimlendirilen bölgede, cumhurbaşkanı, başbakan ve tüm bakanların katılımı ile temel kazma töreni yapılıyor. Tören yapılıyor yapılmasına ama uzun yıllar boyunca kimse bölgeye dokunmuyor. Aynı dönemde üniversite ile ilgili teknik bir üniversite olarak kalmalı mı yoksa başka teknik olmayan bölümler de dahil edilmeli mi soruları ve İngilizce eğitim tartışması devam ediyor.  Devam eden tartışmalar ise Stassen’in Kasım ayının sonunda Ankara’yı yeniden ziyarete geldiğini anladığımız London Times gazetesinde kendini gösteriyor.

Teknik olmayan fakültelerin açılması ile ilgili tartışma olumlu sonuçlanmış olacak ki 1957 yılı sona ermeden İnşaat Mühendisliği’nin akabinde, Amme İdaresi Bölümü yani İdari İlimler Fakültesi kuruluyor.

1958 yılında ise ilk başta Elektrik Mühendisliği sonrasında ise Kimya Mühendisliği kuruluyor. Ardından teknik olmayan bir yeni fakülte yani Fen Edebiyat Fakültesi de kuruluyor. 

1958 yılında, İngilizce eğitim ODTÜ üyeleri tarafından bir sorun olarak görülmese bile Amerika ve Birleşmiş Milletler’deki ileri gelen ülkelerin planlarına ve ağırlığına karşı huzursuzluğun ilk tepkisi ODTÜ’nün ilk genel sekreteri olan Sefai İnal tarafından şu şekilde veriliyor:

“Kapıya yöneldiğiniz zaman bir şey görüyorsunuz: Türk ve Amerikan Bayrağı. Hatta çıktığınız zaman dekan odalarına Amerikan cumhurbaşkanının resimleri. Evet, sen Amerikalısın, kabul. Ama sen benim üniversitemde, sen kendi milletinin şeyini, cumhurbaşkanını oraya asamazsın. Çünkü burası ne bir Amerikan Üniversitesi ne bir Amerikan toprağı”. (‘ODTÜ Tarihi’ belgeseli.)

1959 yılına gelindiğinde ise kurulduğunda 50 civarı olan ODTÜ’nün öğrenci sayısı 37’si yabancı olmak üzere 325’e yükseliyor. Aynı yıl, şu anki mevcut Ankara Kampüsü’nün hikayesi ve felsefesi ise yeni inşa edilecek yerleşkenin mimarlık projesi yarışmasında Thomas Godfrey’in şu konuşması ile başlıyor:

‘Üniversite sosyal bir topluluktur. Amacı, gerçeği ve bilgiyi araştırmak ve yaymaktır. Bu onun her zaman hareket halinde akışkan ve esnek bir yapıda olacağının ve kimi zaman, hiç beklenmedik yönlerde genişleyip daralacağının göstergesidir. Tüm bunların ötesinde, üniversite binalarının barındıracağı nitelikler aynı oranda çelişkili olabilecektir… İçe dönüklük ve maceraperestlik, alçak gönüllülük ve gurur, ferahlık ve mahremiyet, esneklik ve düzen.’

1959- 1960 Woolrich ve Burdell Dönemi

Esas ODTÜ Kanunu, 27 Mayıs 1959’da TBMM tarafından onaylanıyor ve Türkiye’nin Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve İTÜ’den sonra resmi olarak 5. Üniversitesi Orta Doğu Teknik Üniversitesi oluyor. İlk rektörlük görevine ise ODTÜ yasalarında büyük emeği geçmiş olan, ilk yıllarında kaos ortamına sebep olan, çok eleştirilen lakin sonralardan diğer üniversitelere eleştiri modeli haline gelmiş akademik sistemi kuran ve Texas Üniversitesi’nde 25 sene dekanlık yapmış Woolrich getiriliyor. Woolrich’in görev süresinin bitimine yakın, kaynak sorununu çözmek adına UNESCO’nun üst düzey görevlileri ile görüşülmeye gidildiğinde, o zamanın Mütevelli Heyeti başkanı yani rektör atama yetkisi olan heyetin başkanı Adnan Menderes dönemin ABD Başkanı Eisenhower’in oğlunu rektör olarak göreve getirmek istiyor. Fakat içlerinde ODTÜ öğretim üyelerinin de bulunduğu bu ortamda Eisenhower, ODTÜlüler tarafından destek görmediğinden dolayı görev için yeteri kadar donanımlı ve yetkin olmadığını söyleyerek teklifi reddediyor. Yani dönemin Amerikan Başkanının oğlu, kurulalı daha 3 sene olmuş olmasına rağmen ODTÜ’nün rektörü olmak için kendisini yeterli görmüyor, özellikle de ODTÜlü akademisyenlerin tepkilerinden dolayı. Daha sonrasında ise 1960 yılının Şubat ayında Woolrich yerine Burdell geçmiş fakat 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra çok fazla duramamıştır.

2 Mart 1960

İhtilalde ise ODTÜ, cuntada yer alan arkadaşlarına karşı çıkarak eğitimin devam ettirilmesini sağlayan Kurmay Albay Sami Küçük sayesinde ilk önemli dönüm noktasını yaşıyor ve ayakta kalıp yoluna devam ediyor.

İlk senelerde öğrenci sayısı 100-150 iken dahi sosyal faaliyetler kampüsün önemli bir parçası oluyor. Spor etkinlikleri devam ederken aynı zamanda bilgisayar kulübü programlama eğitimi veriyor ve elde edilen gelir ile Keçiören çocuk yurduna yardımda bulunuyor. Şiir kulübüne zamanın ünlü şairleri gelip şiir okuyor. Günümüz Türk Halk Bilimi Topluluğu’nun aynı zamanda ilk ögeleri, 1958’de Halk Müziği Korosu, 1959’da Türk Halk Müziği Topluluğu, 1960’ta Türk Sanat Müziği Topluluğu kuruluyor.  Hatta o zamanlarda ODTÜ’nün Kürek Takımı bile kuruluyor.

Ayrıca okulun ilk kantini öğrenciler tarafından işletiliyor ve servis yapan öğrenciler bedava yemek yeme hakkına sahip oluyor.

Hafta sonları ise tahta bir sahne kurulup okulda partiler veriliyor. Bu partilerde canlı müzikten oyun temsillerine kadar birçok etkinlik yer alıyor ve zamanla sadece ODTÜ öğrencisi değil Ankara’daki tüm öğrenci ve gençlerin de odağı haline geliyor. Şenlik kültürümüzün ilk kökenleri, öğrencinin emeğiyle, üretimiyle ve çabasıyla burada başlıyor.

1960 yılında ise, okulun öğrencileri tarafından kabul edilen ilk resmi topluluğu kuruluyor. Zira günümüzde de olduğu gibi toplulukların kurulmasında, etkinliklerini devam ettirmesinde veya kapanmasında da öğrenci hariç kimse söz hakkı sahibi değil. Toplulukların resmiyetleri rektörlükten değil öğrencilerden geliyor. Dolayısıyla, o gün de olduğu gibi, sonradan 1980’lerde de olduğu gibi, günümüzde de asla atanmış kişiler öğrencilerin emeklerini kapattık diyerek yok edemiyorlar ve öğrenciler susturulamıyor. Sonradan ‘ODTÜ Oyuncuları’ adını alacak olan, ‘METU PLAYERS’ da bunun ilk örneklerinden biri. ‘Tiyatroyu halka götürmek’ ilkesini benimseyen ODTÜ Oyuncuları Anadolu’ya turneler düzenliyor ve dönemlerinin siyasi şartlarına kayıtsız kalmayıp politik ağırlıklı oyunlar oynuyorlar. Aynı yıl, ‘İdam Mahkumu’ isimli oyunu oynuyorlar tam 1 sene sonrasında Adnan Menderes’in idam edileceğinden habersiz olarak.

İlk Mezuniyet

ODTÜ’nün ilk mezunları 19’u Mimarlık ve 11’i Makine Mühendisliği’nden olmak üzere toplamda 30 kişi ve ilk okul birincisine bin lira ile başarı plaketi ödülü veriliyor. Plaketin üstüne ise okulun akademisine yaptığı sayısız katkıdan ve mezuniyetten önce görev süresinin bitmesinden dolayı ‘Profesör Woolrich Ödülü’ yazılıyor. Ödülü alan kişi ise Makine Mühendisliği’nden 3.77 ortalama ile mezun olmuş, uzun süre ODTÜ’de akademisyenlik görevinde bulunmuş ve halen Atılım Üniversitesi’nde görevine devam etmekte olan Bilgin Kaftanoğlu’dur.

İlk mezuniyet sonrasında öğrenci nüfusu 550’ye yükseliyor ve aynı yıl Maden Mühendisliği kuruluyor.

Üniversiteyi Kapatmaya Yollanan ‘İlk Türk Rektör’

Ancak asıl değişim, yönetimin asker tarafından ele alınmasından sonra gerçekleşiyor. 1960 yılının Ağustos ayında Burdell görevden alınıyor ve yerine ülkenin İsmet İnönü’den sonra en önemli insanlarından biri olan Turhan Feyzioğlu rektör olarak atanıyor. Turhan Feyzioğlu’nun kısacık rektörlük süresinde ve sonrasında ODTÜ’ye yaptığı katkılar çok büyük. ODTÜ’ye karşı diğer üniversiteler tarafından verilen tepkiler halen devam etmekte ve gerginlik sürekli tırmanmakta iken Turhan Feyzioğlu, ihtilal sonrası Kurucu Meclis’in çıkardığı yasaya eklediği madde ile ODTÜ’nün diğer üniversitelerden daha farklı bir şekilde yönetilmesine ve devletin direkt müdahale edememesine öncü oluyor. Aynı zamanda Anadolu’nun diğer bölgelerinden gelen öğrencilerin ODTÜ’de İngilizce bilmedikleri için okuyamamalarından ve sadece kolej çıkışlı öğrencilerin okulda bulunmasından rahatsız olan Feyzioğlu, hazırlık bölümünün kurulması için çalışmalara başlıyor.

Lakin Turhan Feyzioğlu ile ilgili en can alıcı nokta şudur ki, kendisi ODTÜ’yü sessiz sedasız kapamak için görevlendirilmiş fakat sonradan ODTÜ’yü tanıyınca sevdalısı olup hatta kendi deyimiyle ‘bir numaralı savunucusu’ oluyor. Yasa değişikliği konusundaki payı olsun Danıştay’a karşı kaybedilen davalarda olsun aktif rol alarak kurak topraklar üzerine kurulması planlanan 3-4 senelik üniversiteyi kapatma görevi ile gönderilmişken o gönlünü üniversitenin savunulmasına vermiş ve çok fazla risk almıştır.

Kızılay 1959

ODTÜ Öğrencisinin İlk Direnişi

Turhan Feyzioğlu’nun görevi bırakmasının ardından rektörlük görevini 23 Şubat 1961’de çok iyi bir akademisyen ve pırıl pırıl bir insan olan Seha Meray almıştır. Lakin Seha Meray zamanında, ilk öğrenci birliği başkanı olan Süreyya Yücel Özden önderliğinde ODTÜ’nün Amerikan Üniversitesi olması ile Mısır ya da Kahire’ye taşınma ihtimali söylentileri ve diplomalarının bir denkliğinin bulunmaması iddiası üzerine ilk örgütlenme çalışmaları gerçekleştiriliyor ve öğrenciler 3 ay boyunca boykot edip derse girmiyor. Boykot sonucunda ise yeni kampüse taşınma işlemleri için süreç hızlandırılıyor ve diplomaların tanınırlığı garantileniyor. Öğrenciler yeni kampüs fikrine sıcak bakmıyorlar. Çünkü merkezden yarım saat uzaklıkta ve nadir otobüsün bulunduğu yerleşke onlar için çekici gelmiyor. ODTÜ’ye ve Ankara’ya dair ulaşım sorunu hala aynı kararlılıkta kültürün bir parçası olarak sürdürülüyor olsa da öğrenciler yeni kampüse taşınmayı kabul ediyorlar.

ODTÜ öğrencisinin bu ilk direnişi, hakları için baş kaldırma ve boykot kültürünün ilk örneği oluyor. Fakat ‘işte sabahleyin biraz işe bakarsın, öğleden sonra da kitabını yazarsın.’ vaadiyle göreve getirilen Seha Meray’ın 7 aylık rektörlük süresinin 3 ayı ilk öğrenci boykotuna denk geliyor ve ağır bir depresyon geçirerek sağlık problemlerinden dolayı görevi bırakıyor.

Seha Meray’ın Mayıs 1961’de görevi bırakmasından sonra ise, bozkıra renk veren ODTÜ gibi, ODTÜ’nün en renkli insanlarından birisi olan Uğur Ersoy geçici olarak rektörlük görevine getiriliyor. Uğur Ersoy aynı zamanda 27 yaşında ODTÜ’nün ilk rektör yardımcısı olması ve ODTÜ’de İnşaat Bölümü’nün kurucusu olması ile de biliniyor. Robert Koleji’nde okuduğu sürede Galatasaray’da profesyonel olarak top koşturması özelliğinden tutun da, Türk Eğitim Vakfı Genel Müdürlüğü yapmasına, çalmayı bildiği rivayet edilen 15 müzik aletinden hangisini kullandığını bilmediğimiz 2006 ODTÜ Jazz ve Blues Festivali’nde sahne almasından betona olan aşkına kadar Uğur Ersoy duruşu, sanata olan sevgisi, eğitime ve insana verdiği önemle birlikte her türlü özelliği ile ODTÜ’nün beden bulmuş hali oluyor adeta. Betona olan aşkı ODTÜ’de görev yaptığı uzun süreler boyunca ün salmış olan hocamız derslerinde ‘Beton kadın gibidir, ne zaman ne yapacağını anlayamazsın’ sözüyle biliniyor. Ve de sanıyorum ki, geçtiğimiz ay 25 Mart 2019 tarihinde Amerika Beton Enstitüsünden aldığı Onursal Üyelik Ödülü ile beton ile olan aşkını tazeliyor.

Uğur Ersoy ‘Yöneticilik akademisyen işi değildir.’ düşüncesi ile daha sonra bu göreve 2 kere daha geleceğinden habersiz olarak Eylül 1961’de görevini bırakıyor. Uğur Ersoy’dan sonra ise, Kemal Kurdaş göreve gelene kadar geçici olarak eski rektör yardımcılarından Arif Payaslıoğlu göreve getiriliyor. Aynı ay, yeni yerleşke için yapılan uluslararası jüriye sahip ama ulusal bir mimarlık projesi yarışmasını 25 proje arasından Behruz ve Altuğ Çinici kazanıyor. Şehir Planlama bölümü, ayrı bir bölüm olarak, üniversitenin kadro ve altyapısı yeterli olmamasına rağmen matematik, fizik, teorik fizik, kimya, eğitim, beşeri ilimler ve psikoloji bölümleri ile hazırlık sınıfı 1961 yılı içerisinde açılıyor.

1960’lardan sonra, yani yasa ve mevzuat temelli sorunlar, siyasal dengesizlikler, maddi yetersizlikler ve diğer üniversitelerden gelen ağır tepkiler atlatıldıktan sonra, yeni yerleşkeye geçiş ve Kemal Kurdaş’ın rektörlük görevine gelmesi ile birlikte özellikle ODTÜ öğrencisi ve öğretim üyelerinin de büyük emeğiyle bir yükseliş dönemi giriliyor.

Fikret Görür, ODTÜ’nün ilk asistanlarından, yıllarca cumartesi ve pazar günleri hiç eve gitmediğini ve eve gittiği vakitte okulu özlediğini belirtiyor. Hatta 1950’lerde Ankara’da 12’den sonra elektrikler kesilirmiş ve şehir günün ilk ışıklarına kadar karanlığa boğulurmuş, tek bir yer hariç. ODTÜ. Bu yüzdendir ki o dönem ‘Ankara’da nerede bir ışık yanıyorsa orada bir ODTÜ’lü ders çalışıyor demektir.’ lafı ünlü olmuş.

Karanlığa boğulduğunu düşünen var ise hala zamanın, şenliklerinin önüne geçiliyorsa kalplerin, umutsuzluk hakim ise geleceğe dair düşüncelerinde insanların, kafalarını Ankara’ya çevirsinler. ODTÜ’de birileri mutlaka aydınlık mücadelesi veriyor olacaktır.

‘…ey her şey bitti diyenler

korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.

ne bozkırda direnen çiçekler

ne kentlerde devleşen öfkeler

henüz elveda demediler.

bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek…’

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!…’

Kaynakça

  • ODTÜ Tarih Direniyor kitabı
  • The Times Archive
  • Karayolları Genel Müdürlüğü Galerisi :
    http://www.kgm.gov.tr/Sayfalar/KGM/SiteTr/Galeri/GenelMudurlerimiz.aspx
  • ODTÜ Tarihçe 1956-1980 kitabı
  • Eski Şehir Osman Gazi Üniversitesi Galeri :
    http://mmf2.ogu.edu.tr/atopcu/index_dosyalar/TanvirWasti.htm
  • http://www.arkitera.com/soylesi/531/odtunun-seruveni-1956da-bir-yarisma-hikayesiyle-basliyor
  • https://studylib.net/doc/9559172/%C3%B6zge%C3%A7mi%CC%87%C5%9F-prof.-dr.-bi%CC%87lgi%CC%87n-kaftano%C4%9Flu
  • ‘Bozkırı Yeşertenler’ belgeseli
  • https://filizyavuz.wordpress.com/2013/09/16/ankaranin-buklum-buklum-yollari-2-odtu-ormanindaki-agaclari-kim-dikti/
  • http://dergi.mo.org.tr/dergiler/4/325/4641.pdf
  • http://ww2.lib.metu.edu.tr/gallery/index.php/Fotograflar/FOTOGRAFLARLA-ODTU-YERLESKESI-TARIHI?page=1
  • http://odtuoyunculari.metu.edu.tr/#
  • Türk Halk Bilimi Topluluğu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here