Ne yazık ki hepimiz, son zamanlarda şiddetin en keskin örneği olan taciz, tecavüz haberlerine şahit olduk. Pippa Bacca’nın hikayesi de umutla başlayıp hüsranla sona eren hikayelerden biri.

Asıl adı Giuseppina Pasqualino di Marineo olan İtalyan sanatçı Pippa Bacca, bundan tam 10 yıl önce 8 Mart’ta gelinliğiyle Milano’dan yola çıktı. Arkadaşı Silvia Moro ile birlikte otostop çekerek Slovenya, Hırvatistan, Bosna Hersek ve Sırbistan üzerinden hiçbir sorunla karşılaşmadan Türkiye’ye geldi. İstanbul’da arkadaşından ayrıldı, başına bu iğrenç olay gelmese Tel Aviv’de gezisi sonlanacaktı.

Amacı sadece dünya barışına dikkat çekmek, şiddetle çalkalanan ülkelere sevgiyi hatırlatmaktı. Bunun için de, masumiyet ve saflığın sembolü olarak gelinlik giymeyi tercih etti ancak bu kez gelinlik bir gün giyilmeyecek, yol boyunca edineceği bütün deneyimleri ve anıları taşıyacaktı. Aksesuar olarak da beyaz topuklu ayakkabı giydi çünkü ona göre bu, kadınlığı temsil ediyordu ama aynı zamanda da rahatsızlık vericiydi. Tıpkı kadın olmanın emek      ve fedakârlık gerektirdiği gibi.

Pippa, İstanbul’dan Gebze’ye geçti ve 31 Mart’ta otostop çekerek arabasına bindiği Murat Karataş tarafından tecavüz edilerek öldürüldü. Neresinden baksanız elinizde kalıyor, anlamlandıramıyorsunuz gerçekten.

Yola çıkmadan önce dağıtılacak basın bülteni, yakılarak öldürülen Fransız bir azizeyi konu alan Giovanna d’Arco adlı bir şarkıyla başlamış. Leonard Cohen’in de çevirerek seslendirdiği şarkıya buradan ulaşabilirsiniz, umarım size de aynı duyguları yaşatır:

https://www.youtube.com/watch?v=pPf5Ki9ygVY

Bir kadın olarak, bunca rezillik arasında, hala bir şeylerin hayalini kurabilmek gerçekten çok zor ama yine de, bu haberlerin son bulduğu, hiç kimseye açıklama yapmak zorunda kalmadığımız günlere umutla ve özlemle… 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi giriniz