Zehra’nın Zibidi Arkadaşı Erol Bey: Eee Zehroş koleji bitirdin, arabadan ne haber?

Zehra: Diplomayı bastırdım peder beye, araba en geç bir haftaya hazır dedi!

Bu diyalogun ardından gelen samimiyetsiz kahkahaları duyuyoruz ve sonraki sahnede ise saçma sapan hareketlerin düzensiz bir ritimle birbiri ardına dizilişinden oluşan çılgın 70’ler dansını icra eden gençleri izliyoruz. Tabi ilk iki dakikada gözümüze sokulan bu züppe hayat Zehra (Hülya Koçyiğit) için sonraki iki dakika içinde tepe taklak olacaktır çünkü babası Mümtaz (Hulusi Kentmen), esasında zengin olmasına rağmen toprağına bağlı bir Türk babasıdır ve eşi (Suzan Avcı) ile kızının şımarıkça yaşadığı bu yozlaşmış sosyetik hayattan bıkmıştır.

Mümtaz: Gençlik mi! Sırtınıza çiçekli gömlekler giyiyor, saçınızla bıyığınızı birbirine karıştırıyorsunuz. Babanızın verdiği defter, kitap parasıyla ucu cafcaflı Amerikan sigarası alıyorsunuz ve sonra da bunun adına gençlik diyorsunuz, öyle mi!

Hikayenin gelişiminde Zehra ve ailesi babasının Toroslar’daki memleketine gidecek, Zehra’nın başlarda nefret ettiği hatta geçirdiği günlerin sayısını duvara rujla çiziktirdiği köy ve köyün delikanlısı Murat (Ediz Hun) zamanla kalbini çalacaktır.

Zehra şehre döner ancak artık yozlaşmışlıktan arınmış, milli değerlerine sahip çıkan bir genç olmuştur. Bu değişim Zehra’nın şehirli arkadaşlarının olduğu bir partiye giderken giydiği bindallı esintili kıyafetle vurgulanır.

Zehra’nın Diğer Zibidi Arkadaşı: Hadi hadi utanma, derede çamaşır yıkayıp süt sağdığını hayvan şeylerinden de tezek yaptığını biliyoruz!

Zehra: Hiç birini yapamadım, ellerim hala viski kokuyordu utandım! O temiz yüzlü açık yürekli insanlardan utandım!

 

Zehra artık ne çiçek çocuklara ne de eski hayatının amaçsızlığına katlanamaz ve ona hayatın asıl güzelliklerini keşfettiren köyü ve Murat’ı özler. Sonrasında peş peşe gelen hem iyi hem kötü olayları izleriz. Merak etmeyin, burası 70’lerin Yeşilçam’ı, film buruk da olsa mutlu bir sona bağlanır.

Filmden bir kare…
Yeni nesil izleyicinin garipseyeceği anlar… Sağ alttaki abimizin o el sallama şekli?
Milliyetçiliği vurgulayacağız diye kullanılan ak sakallı dede, yer sofrası, ayran, duvar kilimi ve soğan kırma beşi bir yerdesi?

Murat’ın ata olan aşırı sevgisi?

Zehra: Seyissiniz galiba…                  Murat: Bir at için her şey olurum!

Murat’ın kör olduktan sonra da evde yalnızken ışıkları açma gereği duyması?

Tavsiye Edilir

Yeşilçam sevenler zaten bu filmi izlemiştir. Sevip de izlemeyenlere hatta sevmeyenlere bile öneririm çünkü zengin kız fakir oğlan, kaza sonrası kör olma, doğu batı çatışması, aile vefatı, izleyiciye ders verme kaygısı gibi Yeşilçam sinemasının temel taşlarını barındıran bir film olarak Zehra hem çerezlik hem de yüksek doz bir kalp eritici. Bence siz de seveceksiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi giriniz