Bu yıl da herkesin büyük indirimleri bekleyip delilercesine alışveriş yaptığı gün geldi çattı. Her yıl Şükran Günü’nün ertesi günü başlayan bir alışveriş çılgınlığı olarak bilinir Black Friday (Kara Cuma). Fakat bu çılgınlık öyle bir hale gelmiş ki Şükran Günü’nün kutlanıp kutlanmaması artık fark etmiyor. Hemen her ülkede yüzlerce marka indirimlerini yarıştırıyor, stoklar anında sıfırlanıyor.

Bu yıl da önceki yıllarda olduğu gibi insanlar sabah erkenden kalkıp AVM’lere akın etti. Gerçekten indirimli fiyatlar olup olmadığına bakmadan herkes birçok mağazayı hunharca talan etti. Bir kıyafet için kavga eden insanlardan tutun da elektrik kesintisine kadar her türlü manzarayla karşılaşıldı.

Aslına bakacak olursak her yıl değeri artan dolar ve euro nedeniyle özellikle yurtdışı akıllı mağazalardaki indirim oranları da düşmekte. Aksi olması gerekirken insanlar her yıl sözde indirimlere daha da rağbet ediyor. Peki bu çılgınlığın temelinde ne yatıyor? Bu durumu tüm dünyada artış gösteren tüketim çılgınlığı olarak açıklayabiliriz. İnsanlar artık ürettiklerinden çok daha fazlasını tüketmek istiyor. Artık satın alınan, tüketilen ürünler yetersiz geliyor. Birçoğu insanları tatmin etmiyor. Tabi bu düşünce durduk yere insanları etkisi altına almıyor. Pazarlamacılar, reklam stratejileri ve algı oyunları sayesinde tüketiciye tüketim çılgınlığı empoze ediliyor. İnsanlar kendi içerisinde harcama yarışı yapar hale geliyor. Sonuç olarak durmaksızın tüketim arzusunda oluyorlar. Bir de indirimler söz konusu olunca, ürünlerin gerçekten indirimli olup olmadığını kontrol etmeksizin, bu arzu daha da artıyor. Tıpkı Black Friday indirimlerinde olduğu gibi… İşte dünyanın birçok yerinden “Black Friday” manzaraları…

Çılgınlık!
İğne atsam yere düşer mi!?!
Açılın yolumdan, en çok ben satın almalıyım!
Darmadağın edilmiş bir mağazadan arda kalan…

 

 

Hoş bir indirim…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi giriniz